çalıyorum kapınızı
teyze, amca, bir imza ver.
çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.
nazım hikmet
GÖKSEL GÖKSU
adı: retaj seraj
doğum tarihi: 05.06.2010
doğum yeri: filistin
daha sekiz günlük…
sekiz gün önce açtı gözlerini, gazze’de ve silahların gölgesinde.
namlunun ucunda doğdu yani.
alevlerin ortasında…
doğduğu toprağın havasını bile soluyamadan küvezde buldu kendini.
soluk alıp vermekte zorlanıyor,
minik bedeni hızla morarıyordu.
oksijen verdiler, kim bilir hangi ülkenin havasıydı soluduğu.
annesiyle de anne sütüyle de tanışmadı henüz, tanışamadı.
“mavi bebek sendromu”ymuş bu!
doğumsal bir kalp anomalisi…
minicik akciğerine hayat verecek olan atadardamarında da darlık varmış…
kana yeterli oksijen gitmiyormuş bu yüzden…
oksijen gitmeyince de vücutta morarma baş gösteriyormuş.
mavi bebek sendromu demelerinin nedeni bu.
türüne göre değişirmiş görülme sıklığı,
binde bir, beş binde bir, on binde bir…
retaj bebeğin türü henüz belirlenmedi.
tedavisi mümkünmüş söylediklerine göre.
ama ambargo altındaki gazze’de kalsa, ölüm kaçınılmazdı.
ne yaman bir çelişki!
sağlıklı doğsa 'ölüm' yoldaşı olacaktı.
iyileştiğinde yine dönecek doğduğu bir avuç toprağa…
büyük ihtimal yaşlanacak zamanı bile olmayacak.
gazzeli çocuklardan farklı olarak ilk karşılaştığı araç ambulans oldu...
ama göreceği ikinci araç, soğuk namlusunun minik bedenine doğrultulduğu bir tank olacak.
“ambulans” olsa da bir uçağa bindiğini hatırlamayacak bile…
elma şekerini hiç göremeyecek, görecek olsa da elmayı kana bulamışlar sanacak.
babası ya da kardeşlerinden birinin bedeninden akan kan bulaşacak elma şekerine.
gerçek korkuyla tanışacak, annesinin eteklerine yapışacak.
annesi “gök gürlüyor” diyerek avutacak kızını.
‘savaşçı’ olmayı, savaşmayı öğrenecek!
yalnız tankla, topla değil, hayatla savaşacak.
ölümüne bir savaşın ortasında bulacak kendini.
gözlerindeki o çocuk bakışlara bulaşacak kan lekesi.
küçücükken büyüyecek,
şarapnel parçalarını, mermi kovanlarını belleyecek oyuncak diye.
sahici bebekler doğuracak toprağını kurtarmak için, oyuncak bebek bile al-a-madan eline.
retaj bebeğe anlatacaklar sağ kalanlar,
çocukların acımasızca öldüğü topraklarda onun nasıl olup da hayatta kalabildiğini…
ve kullanmak zorunda kalacağı ilaçlar ambargolu olacak.
ilaç bulamadığı için kimse uçak göndermeyecek o’na…
retaj bebeğin ölümü muhtemelen kansız olacak…
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Haziran 2010 Perşembe
16 Haziran 2010 Çarşamba
KEKO'NUN HAYALİ

vakitlerden bir vakit,
gecelerden bir gece,
ve ormanlardan bir orman!
gecelerden gece olsa da gündüz gibi; ışıl ışıl etraf...
oysa yalnızca ayışığı var.
pırıl pırıl bir dolunayın aydınlığına teslim olmuş bir orman...
gecenin karanlığını delercesine bir ses yükseliyor ormanın derinliklerinden.
minik bir kız çocuğunun sesi bu!
ağlıyor.
ağlıyor ve susmuyor çocuk.
yatıştırıcı bir ses karışıyor çocuğun ağıdına,
annesi olsa gerek.
çocuk susmak bir yana avaz avaz bağırıyor artık...
yaşlı gözleri gökyüzüne çevrili...
minicik parmağı aydedeyi işaret ediyor,
"BEN AYDEDEYLE EVLENMEK İSTİYORUUUUUMMMMM"
anne hem gülüyor çocuğa hissettirmemeye çalışıp, hem "tamam kuzum" diyor, "evlen aydedeyle, bunda ağlayacak ne var?"
bakmayın siz aydedeyle evlenmek istemesine aslında gerçekçi bir çocuk o,
daha da çok ağlayarak "AMA NASIIIIILLL" deyip basıyor çığlığı,
"BEN BURADAYIM O ORADA, NASIL EVLENECEĞİZ?"
inanmıyor annesine...
annesi kucağına alıyor minik kızını,
aydedeye bakaaaa baka ıslak gözleri kapanıyor minik kızın.
x x x
oysa keko'nun kurabildiği en büyük hayal, depremde yıkılmayan bir ev!
x x x
aynı kız çocuğu.
yine ağlıyor.
şimdi de büyüyünce deniz kızı olmak istiyor.
ama üzüntüsü bu yüzden değil,
onu üzen, deniz kızı olduğunda artık denizde yaşayacak olması.
o zaman annesi ve babasından ayrılmak zorunda kalacak.
çünkü onlar artık büyükler ve isteselerde deniz kızı olamazlar.
nasıl görecek annesiyle babasını o zaman?
avaz avaz bağırarak sürdürüyor ağlamasını.
annesi yine yetişiyor imdadına,
"üzülme" diyor, "biz de iki katlı bir ev alırız. evin alt katı denizde olur, üst katında da biz yaşarız. ne zaman istersen görürsün bizi. ayrılmayız böylece"
önce hoşuna gidiyor bu fikir çocuğun.
ama sonra!
birden aklına deniz kızının ayaklarının olmadığı geliyor.
"deniz kızlarının kuyruğu olur. nasıl çıkarım merdivenleri ben. çıkamam ki!" diyor ve sürdürüyor ağlamasını.
hay allah!
annenin hızla bir çözüm üretmesi gerek...
"tamam" diyor anne "buldum..."
çocuk ıslak gözlerini çevirip umutla bakıyor gülümseyen yüzüne annesinin.
"asansör" diyor annesi, "asansörlü olur evimiz!"
"deniz kızının ayakları yok ama elleri var!"
"binersin asansöre ve düğmeye basıp gelirsin yanımıza her istediğinde"
ağlayan gözlerinde bir ışıltı beliriyor çocuğun.
başını yaslıyor annesine ve hayaline ulaşacak olmanın verdiği huzurla uykuya dalıyor.
x x x
keko deniz kızını biliyor mudur acaba?
o'nun en büyük hayali, depremde yıkılmayan bir ev!
x x x
küçük bir kız çocuğu bir hayal kuruyor...
hayali, uçan boynuzlu atların bulunduğu bir dünyada yaşamak.
öyle bir dünya ki, pembe bulutlar üzerine yerleştirilmiş!
x x x
keko pegasus'u da bilmiyor.
onun tek hayali depremde yıkılmayan bir ev.
x x x
annesi keko'nun hayalini anlatıyor kızına.
küçük kız şaşırıyor, "ne? bir ev mi?" diyor şaşkın yüz ifadesiyle, "onun evi yok mu?"
"yok" diyor annesi, "onun evi depremde yıkıldı"
"annesi de yok keko'nun" diye devam ediyor, "evleri yıkıldığında öldü o da!"
küçük kız "babası peki?" diye soruyor, "o hayatta" diyor annesi,
"babasıyla yaşıyor keko..."
rahatlıyor küçük kız sanki!
x x x
küçük kızın gözleri 23 nisan'da annesini arıyor.
annesi orada yok!
annesinin orada olduğunu hayal ediyor küçük kız.
ama olmuyor işte, herkesin annesi orda ama onunki yok!
oysa bu kendisinin de küçük bir aktörü olduğu ilk 23 Nisan...
gerçek dünyada hayal alemine yer yok!
üstelik çocuk olsan bile yok.
o bile anlıyor, hayal kuramaz oluyor.
küçük kız üzgün...
annesi de üzgün...
annesi yanına gelemeyecek kadar uzakta.
o, annesiz kalan keko'nun yanında olmak için kendi minik kızını annesiz bırakıyor!
küçük kız bu duruma anlam veremiyor!
keko da anlam veremiyor aslında.
o da kendi annesini istiyor yanında, küçük kız da...
iki çocuğun hayalleri de suya düşüyor...
iki çocuk da annesiz kutluyor çocuk bayramını.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)