29 Mart 2010 Pazartesi

ÇANAKKALE ZAFERİNİN 95.YILINDA GÖZE GÖRÜNMEYENLER



"şu tribün" diyor bir ses, "fazla coşkulu... beyefendi geldiğinde istenmeyen bir durum olmaz umarım!"
sesin sahibi, sivil giyimli...
yine de üniformalı...
sivil üniforma...

sivil üniformalı adamın gözleri görünmüyor...
gözlüğün simsiyah camları perdeliyor bakışlarını.
gözleri görünmüyor ama -kurduğu cümledeki endişeli ifadeye karşın- yüzündeki ifade soğukkanlı...
muhtemelen bakışları da öyle, soğukkanlı.
kafasının yönü, konuştuğu kişiye değil, tribünlere dönük...

"ne gibi?" diyor bir başka ses...
bu sesin sahibi resmi üniformalı...
onun gözlüğü yok.
kafası aynı yere, tribüne dönük...

biri sivil diğeri resmi üniformalı iki bakış, aynı tribünde kesişiyor...

bakışların kesiştiği tribünden sloganlar yükseliyor...
"HEEEER TÜRK ASKER DOĞAR, HEEEER TÜRK ASKER DOĞAR"
"TÜRKİYE LAİKTİR, LAİK KALACAKKKK, TÜRKİYE LAİKTİR, LAİK KALACAKKK"

oysa genel kurmay başkanı ilker başbuğ gelene dek çıtları çıkmamıştı!
başbuğ'un gelmesi,
üstüne üstlük tribündekilerin yanına kadar gidip onlarla ayaküstü sohbet etmesiyle yükseldi slogan ve alkış sesleri...

tam karşıda tıka basa dolu olan diğer tribün sessiz...
belli belirsiz, cılız bir alkıştan öte tık yok tribünde...
aralarında 50 metre ya var ya yok...
protokol ikisinin tam ortasında...

ilker başbuğ ve kuvvet komutanları protokoldeki yerlerini almış, başbakanı bekliyor...
az sonra tören olacak...
başbakan ve beraberindeki bakanları tören alanına getirecek helikopterlerin havalandığı haberi geliyor...

zaten siyah gözlüklü, sivil üniformalı adam,
resmi üniformalı adama tam da helikopterin havalandığı haberi yayıldığında "şu tribün" diyor,
"fazla coşkulu... beyefendi geldiğinde istenmeyen bir durum olmaz umarım!"
resmi üniformalı adam bakışlarıyla, 'teminat' veriyor, sivil üniformalı adama...
adam ikna olduğundan mı yoksa başbakanın helikopterinin inmesi an meselesi olduğundan mı bilinmez, tören alanının bir başka noktasına yöneltiyor adımlarını...

ve arka arkaya iki helikopter iniş yapıyor piste...
ilk helikopterden bakanlar iniyor.
ikincisinden, başbakan tayyip erdoğan.
15 dakikalık gecikmeyle, hep birlikte giriyorlar tören alanına.

tribünlerdeki coşku yer değiştiriyor.
bu kez karşı tribünden, başbakan erdoğan'ın yüzünü güldüren sloganlar yükseliyor.
başbakan az önce olanlardan habersiz.
o, başbuğ'la tokalaşıp protokoldeki yerini alırken, diğer tribünden çıkan cılız sesin farkında değil...
oyasa o tribünde, az önceki coşkudan eser yok...

hemen törene geçiliyor.
atatürk anıtına çelenk konulacak...
ilk çelenk hükümet adına başbakan erdoğan'ın.
kırmızı halının çizdiği rota, çelenk konulacak noktada son buluyor.
başbakan çelenk koyarken, karşı tribünden yükselen alkışa inat,
ilk tribün ölçülü ve çıkan ses cılız.

ikinci çelenk orduyu simgeliyor.
başbuğ da aynı halı üzerinde ilerleyerek ulaşıyor çelenk noktasına.
bu kez alkış dorukta.
ilk tribün var gücüyle alkışlıyor...
karşı tribünden yükselen alkış parçalı bulutlu!

başbakan erdoğan ile genelkurmay başkanı başbuğ, çanakkale boğazı'nda resm-i geçit yapan savaş gemilerini ve f-16 savaş uçaklarını alkışlıyor...

ülkenin gündemi de tribünlerden esen hava gibi: parçalı bulutlu.
saat başı değişen gündem, alkışların da yerini alıyor....

çanakkale deniz zaferi'nin 95'nci yılı, bültenlerin ilk sırasındaki yerini giderek kaybediyor...
giderek öteleniyor; önce ikinci, sonra üçüncü sıralara.

önce erzincan üniversitesi rektörü erdoğan büyükkasap'ın intihar haberi geliyor.
ardından, tramvay kazasında ağır yaralanan ve beyin ölümü gerçekleşen buket bulut'un kalbinin iflas ettiği duyuluyor.
buket'in ölüm haberi yayınlanırken, ergenekon operasyonu kapsamında 9 ilde operasyon düzenleniyor ve 28 kişi gözaltına alınıyor.
anayasa değişikliği tartışılıyor.
ankara'dan açıklamalar geliyor, uzmanlar o açıklamaları değerlendiriyor.

tören sonunda birinci tribündekiler, resmi üniformalı adamların yanındaki yerlerini alıyor...
ikinci tribündekilerin rotası ise kendilerini tören alanına taşıyan ve üzerinde akp bayrağı olan otobüsler.

sınırları kalın çizgilerle çizili iki tarafın da.
ikisi de gücünü yanıbaşındakilerden alıyor.
karşı tribündekiler "öteki"
ötekilerden birini diğer tribüne koysanız, denge alt-üst olacak.

tam ortadan ikiye bölünmüş bir törenin sonuna gelindiğinde, bir gündeme bir alkışlara bakanlar, tribünlerdeki tepkinin aynısını hayata uyarlıyor...

tribün tepkisi toplumda bulaşıcı hastalık etkisi gösteriyor...
her tribünün kendi uzmanı, siyasetçisi, öğretim üyesi, öğrencisi, marketi, şakşakçısı, kapkaççısı oluşuyor.
oluşuyor ne kelime çoktan oluştu bile...