31 Mayıs 2012 Perşembe

ÇOCUĞUMA GELECEĞİNİ GERİ VER!

yıl 1996!

diyarbakır’ın daracık ara sokakları ölü-m kokuyor.
daracık sokakta hızla ve ürkek adımlarla yürüyor bir kız çocuğu.

babası önde, kız çocuğu arkada.
kız çocuğunun adını o yılların mahkeme tutanaklarına bakanlar görür,

ben r.k demekle yetineceğim.
henüz 10 yaşında.

türkçe bilmiyor.
diyarbakır'ın mermer beldesine bağlı eryol köyünde yaşadığı sırada

bir korucunun tecavüzüne uğradı.

hem de ağzına kalaşnikof dayanarak!

hem de defalarca!

üstelik tecavüzcünün adı da belli: süleyman askan.
r.k’nın annesi ölmüştü.

babası ne zaman tarlaya gitse korucu kapıda beliriyordu.
bir kez değil, defalarca, günlerce, kim bilir belki de yıllarca tecavüze uğradı r.k

ta ki günün birinde halası küçük çocuktaki değişikliği farkedene dek sürdü bu zulüm!
baba kızına sahip çıkmasa r.k’dan haberimiz ol-a-mayacaktı.

ama baba kızına sahip çıktı.

çıkmakla kalmadı mahkemeye başvurdu.
21 şubat 1997 tarihinde askan hakkında mermer jandarma karakolu'na suç duyurusunda bulundu.

askan hakkında 15 yıl hapis istemiyle dava da açıldı!

askan, "15 yaşından küçük çocuğun ırzına tecavüz, bu fiil nedeni ile çocuğun ruhi bozukluk içine girmesi ve konut dokunulmazlığını ihlal etmek" le suçlandı.

tecavüzcü elindeki silahıyla dayandı kapıya, babaya ‘davayıgeri çek’ dedi.
baba kızını da alıp bir gece vakti eryol köyü’nü sessizce terketti.

o yıllarda radikal gazetesi’ndeydim.

ve yine o yıllarda diyarbakır havaalanı’na indiğinizde, elindeki uzun namlulu silahları uçaktan inenlere doğrultarak bekleyen özel tim görevlileri karşılardı sizi.

beni de karşıladılar.

10 yaşındaki yavrucağı bulmaktan öte bir derdim yoktu.

düştüm r.k’nın peşine.
o yıllarda o daracık ara sokaklarda izini sürmüştüm r.k’nın.
tam bulduğumu sandığımda kıl payı kaçırdığım gecelerin sonunda ulaşamamıştım.

henüz sıcaklığını yitirmemiş bir çaydanlık ya da geride unutulmuş bir eşarp bulmuştum da r.k’nın ürkek adımlarına ulaşamamıştım.
r.k ve babası önde, ölüm arkada ben peşlerinde!

ölüm!

ah küçücüğüm, sen yaşadın mı ki ölesin?

r.k’nın sonraki yıllarda başına ne geldiğini de bilmek ister misiniz?

hadi siz tahmin edin!
edemediniz, edemezsiniz!
ben söyleyeyim…
r.k hiç top oynamadı.

hiç ip atlamadı.

oyuncak bebeğin ne olduğunu bilemedi.

en iyi bildiği oyun körebe!

yıllar boyu tecavüzcüsüyle körebe oynamak zorunda kaldı.

tecavüze uğradığını kanıtlamak için debelendi durdu.

her debelenişinde biraz daha büyüdü yarası.

ve r.k sonunda kaybetti.
neyi mi?

sahi r.k sizce neyini kaybetmiştir?

mahkemeyi mi?

namusunu mu?

karnındaki bebesini mi?

doğup büyüdüğü toprağı mı?

hayır!

hiçbiri değil…

r.k elindeki en güzel şeyi,

'çocukluğu'nu kaybetti beyler!
düşlerini kaybetti,

yarınlarını…

ve şimdi!
“tecavüz sonucu doğacak çocuklara biz ‘devlet’ olarak bakarız” diyorsunuz öyle mi?

mahkemeye başvuran her 20 kadından yalnızca biri kanıtlayabiliyor, tecavüze uğradığını bile bile mi?
o tecavüzcüyü, tecavüz etmediğini ispatlamak zorunda bırakacak bir düzenleme yapabiliyor musunuz?

oysa yapmalısınız.

zira türkiye'de tecavüz mağduru kadınların çok küçük bir bölümü, tecavüze uğradığını açıklayacak cesareti gösterebiliyor.

zira cesaret edip de mahkemeye başvuran kadınların da ancak yüzde 10'u mahkemeyi tamamlayabiliyor.

zira tamamlayanların yalnızca 20'de biri tecavüze uğradığını kanıtlayabiliyor.

ve siz görseniz de görmeseniz de kadınlar tecavüze uğruyor.

kah bir korucu oluyor tecavüzcü, kah kocaları ya da amca oğlu!

kah gözaltına alındığında uğruyorlar tecavüze kah bir sahil kasabasında, kah sokak ortasında, kah kendi evinde, kah yatak odalarında.

ha Süleyman Askan’ın başına ne geldiğini de söyleyelim.

r.k'yı savunmak üzere 20 avukatın girdiği dava sonunda, askan delil yetersizliğinden serbest bırakıldı!!!

tecavüzün boyutlarını istatistikler gösteremiyor.

kadınların çoğu gelebilecek tepkileri göze alıp da ‘tecavüze uğradım’ diyemiyor.

tecavüze uğradım demek, yerinden yurdundan dışlanmak demek.

tecavüz demek ‘yafta’lanmak demek!

siz kalkmış diyorsunuz ki,

“tecavüz sonucu doğacak çocuklara biz ‘devlet’ olarak bakarız” öyle mi?

bırakın bedenlerimizi beyler,

siz önce doğurduğumuz çocukların geleceğini geri verin!